Öykümüzün kahramanı bir kızla tanışır. Onun sevdiği kızla birlikte mutlu olmasını isterken, ikisini ayıran kötü adamdan nefret ederiz. İşte bu noktada tuhaf bir durum gerçekleşir; kahramanımızın peşini bırakıp kötü adamımızın öyküsünde alışılmadık bir yolculuğa çıkarız. Ve artık kötü adam kahramanımızdır. Seyirci olarak kime inanacağımızı şaşırırız. Aklımıza takılan soru şudur: Ya hep inandığımız şey gerçek değilse? Şaşırtıcı virajlarla ilerleyen, insanı bir şeye inandırıp, sonra ondan şüpheye düşüren Romantik; aykırı, tuhaf, beklenmedik ve bütün bildiklerimizi reddeden bir finale ulaşır. Kötü adamla iyi adamın birbirine karıştığı film, bütün inançlarımızı boşa çıkarır ve şu cümle ile sona erer: "İnanç perdesi ne kadar kalınsa, akıl güneşi o kadar geç doğar."